Bu kitap, nefis ârzularının münezzeh ve içine fesad karışmamış olan en küdsî makamdan indirilmiştir… Ben ancak bana ilham olunan şeyi söyledim.
Tanrı, mahlûkuna insan ile nazar kıldı ve onlara rahmet eyledi. Şu halde O ezelî olan insan, şekliyle hadîs, zuhur ve neş’eti bakımından ebedî ve daimdir.
Bineanaleyh biz O’nu gördüğümüz vakit kendi nefislerimizi görürüz ve O bizi gördüğü vakit kendi nefsini görür.
O (yani Adem) hem Hak, hem de Halk’tır .
Hakk’ı tenzih eden kimse ya câhildir, ya edebî noksan kimsedir… Çünkü Hak olan Mahlûk’ların hepsinde zuhur yani belirme vardır. Şu halde bütün mefhumlarda beliren O’dur.
Sen Hakk’ın sureti ve Hakk da senin ruhun olduğu olduğu cihetle sen Hakk için cismanî bir suret gibisin. O da senin cesedinin suretini sevk ve idare eden bir ruh gibidir.
Alemin suretinden Hakk’ın ayrılması asla mümkün değildir.
Böyle olunca her bir Mâbud’da Allah’tan başkasına ibadet olunmadı.
Sen yere gömüldüğün vakit O’nun içindesin, O senin zarfındır.
Vücûd âleminde ancak O vardır.
Varlıkta O’nu gören, O’dan başkası değildir
İnsan ve eşya isimleriyle anılan hep O’dur.
Demek oluyor ki, tabiat âlemi bir aynada beliren suretlerdir. Hayır! belki de çeşitli aynalarda görülen tek bir surettir.
Hakk’ın belirmesi benim vücûdumdadır. Bunun için biz Hakk’a göre kap gibiyiz.
Ey nefsinde varlıkları yaratan! Sen halk ettiğin şeylerin hepsisin.
Bir vakit olur ki, Kul şüphesiz Rabb olur. Başka bir vakitte de iftirasız kulluk derecesine iner.
Herhangi bir mahlûkta Allah’tan şu eser vardır ve diğer mahlûkta bu şey vardır denilemez. Çünkü O ezelî varlık parçalanmayı kabul etmez.
Sen Kul’sun ve Tanrı’sın; kulluğun kimin kulu olduğunu bildiğin içindir.
O herşeyi kaplamıştır.
Zaten yolda muhakkak olarak yürüyen Hakk’tır. Bilinen de ancak O’dur.
Şu halde sen bir yönden düşünürsen benim sığınmam O’ndan O’nadır.
Göz O’ndan başkasına bakmaz…
Hakikat ancak bizim bahsettiğimizdir. Buna inan ve bu meselede hâl ile bizim gibi ol…
Küçük insan, Büyük Alemin (makro-kozmos) bir minyatürüdür… İnsan varlığı, alemden daha da küçük olsa da, o Büyük Alemin bütün hakikatlerini kendisinde toplamaktadır. Bu sebepledir ki, bilge insanlar, bu aleme Büyük İnsan (İnsan-ı kebir) adını veriyorlar…
“Dünya Yengeç burcunun etkisi altındadır, Berzah Alemi ise Başak burcunun hükmündedir. Ayrıca bir de Dünyanın ateşe dönmesi durumunda sahibi Yengeç burcu olmaktan çıkar ve Terazi burcunun hükmüne girer… Cehennem ateşine düşenlerin azabı sona erdiğinde ise İkizler burcu Dünyayı teslim almış olur. Cennet ve Cehennem ehline nezaret hakkı da 12 burca verilmiştir. Cennetteki hükümler hep bu 12 burçtan çıkar”
“Hakkın Rahmeti bizim günahlarımızdan büyüktür.”
“Seven kişi, içindeki eriyiğin sürekli değişmesiyle rengini değiştiren saf beyaz camdan yapılmış bir kase gibi, sevgilinin rengiyle renklenir.”
“Maddi hayata meyledenler için hayat deniz suyu içmeye benzer, içtikçe susarlar, susadıkça içerler.”
“Hakikatte Arş ve Beytullâh, Allah’ı bilen arifin kalbidir.”
“Bir kimse kendi hakikatine arif olursa, hiçbir itikat ile kayıtlı olmaz”
“Bütün suretleri kabul edecek bir hale geldi kalbim benim, ceylanların otlağına döndü, keşişlerin manastırına
puthaneye döndü, tavaf edenlerin Kabe’sine kalbim
Tevrat levhalarına, Kur’an sayfalarına.
Ben Aşk dininin müntesibiyim..
Aşk bineği hangi yöne götürürse benim dinim, imanım orada.”
“Bana Senin vücudunun vahdetini şuhud ettir.”
“Benim gönlüm, her şekli, her sureti kabul eder hale geldi.” Benim yolum muhabbet yoludur. Muhabbet kervanı ne tarafa giderse ben de oraya yönelirim. Yani bizim gönlümüzün bir tarafında Cenab-ı İsâ’nın, bir tarafında Cenab-ı Musâ’nın ve baş köşesinde de Cenab-ı Mustafa ‘nın yeri vardır. Peygamberlerin hiç birisini diğerinden ayırt etmeyiz.
“Aşkımı bildiler lâkin, aşkımın kime ait olduğunu bilemediler.”
“Zahir “Ben” dediği vakit Batın “Hayır” der.
Batın “Ben” deyince Zahir yine “Hayır” der.

Yorumlar