Buradasın »
Anasayfa / En iyi
Sözlük Siteleri
Kuraklık, bir bölgeye düşen yağmur miktarının uzun bir süre normal değerlerin altında seyretmesine verilen addır.
Az yağmur alan bölgelerde susuzluk, ekinlerin solarak ölmesine yol açar. Normalden yüksek sıcaklıklar da genelde kuraklığa eşlik eder. Bu yüksek ısılar, ekinlerdeki stresi arttırarak hasar görmelerine yol açar.
Orman ve çayır yangınları da bu bölgelerde oldukça yaygındır ve kurak hava şartları nedeniyle çok hızlı yayılır. Çok değerli ormanlık alanlar büyük kuraklıklar sırasında yanarak yok olmuştur. Toprağın fakir oluşuda genelde hava erozyonuna sebebiyet verir. »
Libya ve Antarktika, aşırı sıcaklıkların kaydedildiği bölgelerdir.
En yüksek hava sıcaklığı, 1922′de Sahra Çölü’nde (Libya) 58C (derece) olarak kaydedilmiştir.
Buna yakın bir diğer sıcaklık da 1913′te ABD’deki Ölüm Vadisi’nde kaydedilmiştir. En düşük sıcaklıksa 1983′te Rus bilim adamları tarafından Antarktika’da -82,5C (derece) olarak saptanmıştır.
En uzun ısı dalgası Marble Bar Avusturalya’da sıcaklık sürekli 38C (derece)’nin üzerinde kaldığında kaydedilmiştir. Bu süre 23 Ekim 1923′ten 7 Nisan 1924′e kadar 162 gündür. »
Akarsuların veya derelerin yatağından taşması nedeniyle sel meydana gelir.
Üzerlerinde delikler bulunmayan kayaların olduğu bölgelerde su, kayalardan çok hızlı bir şekilde geçerek nehirlerin taşmasına sebep olur.
Sel, ayrıca kışın yağan karların yazın erimesiyle de ortaya çıkar.
Sibirya’nın bir bölgesinde her ilkbahar, daha nehirler buzluyken karların erimesiyle büyük seller meydana gelir. Alçak kıyı şeridindeki kara parçaları özellikle yüksek dalgalar sebebiyle selden etkilenebilir. Alçak rakımda olan Banglades, özellikle bu tür sel baskınlarına sık sık maruz kalan bir ülkedir. Ayrıca Himalayalardan eriyen karlar da Bangladeş nehirlerine karışarak sel riskini arttırır. »
Yağmur, su taneciklerinden oluşan bir yağış türüdür.
Bulutlarda mikroskobik su tanecikleri oluştuğunda veya buz taneleri yere düşmeden eridiğinde yağmur damlaları meydana gelir.
Yağmur neredeyse dünyanın tümüne yağar. Ama Antarktika’nın iç kesimlerindeki tüm yağış sadece kardan ibaretttir.
Yağmur, dünyanın her yerine eşit şekilde yağmaz. Bazı bölgeler hep kurakken bazıları da çok yağış alır. Normalde yeteri miktarda yağmur alan bir bölge birden ciddi bir kuraklık yaşayabilir veya başka bir yer fazla yağmurdan dolayı sel baskınına uğrayabilir. »
Savan, bolca ağaç ve çalıdan oluşan yeşil alanlara verilen addır.
Savanların çoğu, tropik bölgelerde çöller ve yağmur ormanları arasındadır. Afrika’nın beşte ikisinden fazlası, Avusturalya, Hindistan ve Güney Amerika’nın büyük kısmı savanla örtülüdür.
Savanlar, hem kurak hem de yağışlı olan bölgelerde yetişir. Savanlardaki ağaçların büyümesi yaklaşık beş ay kadar süren kurak mevsimlerde yavaşlar.
Kurak mevsim başladığında çimenlerin büyümesi durur, kahverengiye dönüşür ve birçok ağacın yaprağı dökülür. Sadece kuraklığa en dayanıklı ağaçlar ayakta kalmayı başarır. »
İklim, hava tipinin uzun bir süre boyunca nasıl olduğunun ifadesidir.
Sıcak ve soğuğun, ıslak ve kurunun mevsimsel şekli otuz yılın ortalamasına göredir.
İklim, her bölge Güneş tarafından aynı şekilde ısıtılmadığı için yeryüzünde değişiklikler gösterir. Ekvator en fazla ısı alan yerdir. Rüzgarlar ve okyanus akıntıları ısıyı, Dünya çevresinde taşır. Dört tip iklim vardır. Tropikal, çöl (kurak), ılıman ve kutup.
Dünyanın değişik bölgelerinde değişik iklim özellikleri vardır. Bazı bölgeler yüksek miktarda yağış alırken diğerlerinde kuraklık olabilir. »
Kıyı şeritleri sürekli değişir; ya erozyona uğrar ya da birikimler meydana gelir.
Dalgalar çok güçlüdür ve kıyı şeridinden özellikle de fırtına sırasında çok yüksek miktarda materyal taşıyabilir.
Kıyı şeridinden taşınan kum ve çakıl taşları, deniz tarafından sürüklenir ve başka bir kıyıya bırakılabilir ya da açık denizde ilerleyebilir. Birçok kıyı özelliği kumul, şişlikler yada tuz bataklıkları gibi tepelerin sürekli erozyonu sonucunda ortaya çıkar. »
Nehirler, tepelerin üst kısımlarından başlayarak yağmura bağlı akan ya da yer altı sularından kaynaklanarak doğan akıntılardır.
Nehirler, denize ulaşmaya çalışırken yeryüzünü kesip değiştirir. Karaların yüksek kesimlerinde su çok güçlüdür ve çok hızlı hareket edebilir. Yumuşak kayalarda su, derin yarıklar ve V şeklinde vadiler açabilir. Daha sert kayalarda şelaleler oluşturabilir.
Su kayaları hareket ettirir, kendi yatağında kıvrılarak bir yol izler. Hafif alüvyonlar su tarafından taşınır veya suda çözünür. »
On bin yıldan fazla bir süre önce yeryüzünün üçte birinden fazlası buzlarla örtülüydü. Günümüzde yeryüzünün onda biri hala buzla kaplıdır.
Buz örtüleri, çok geniş alanları kaplayabilir ve çok kalın olabilir. Dünyanın en kalın buz örtüsü Antarktika’dadır ve çok yavaş hareket eder.
Antarktika’nın yüz ölçümü 14.000.000 km(kilometrekare)’dir. Avrupa ve Avusturalya’dan alan olarak daha geniştir. Ancak eğer buzla kaplı olmasa Antarktika en küçük kıta olurdu. Yaklaşık 2200 m kalınlığında olan buzlu katman, Antarktika’nın yüz ölçümünü genişletir ve ortalama değerlendirmede de bu kıta en yüksek kıtadır. »
Buzullar, kış süresince kar yağışından sonra karların yazın eriyip buharlaşması sırasında oluşmaya başlar.
Buharlaşmayan kar, zamanla katmanlar halinde toplanır. Artan ağırlığı, kar kristallerinin yüzeyin altında sıkışmasına ve tanecik şeklinde bir araya gelmesine neden olur.
15 m ya da daha fazla derinlikte üst katmanlar da kalan karlar çok sıkışarak buzulları oluşturan katı kristallere dönüşür. Bunun sonucunda buz, o kadar kalın bir hal alırki kendi ağırlığının basıncıyla hareket eder.
Buzullar, geniş vadilerden uzayan dünyanın birçok yüksek dağına şekil vermiştir. »