Evet Bu Aşk’tı
22 Ağustos 2010, Pazar
Uzaktaki sevgilinize kendinizi hatirlatmak, hafizasinda güçlü bir iz birakmak ister misiniz? Ayri sehirlerde, evlerde yasiyor olsaniz bile psikolojik taktikle sevgilinizin sizi düsünmesini saglayabilirsiniz.
Nasil mi? Koku alma duyusunu kullanarak!
Koku alma; beynin en hassas bölgesinde bulunan duyudur. Yogun duygular yasadiginiz anda duydugunuz bir kokuyu; yillar geçse bile taniyabilirsiniz. Kendinize bir bakin; sevdiginizi özlediginizde kokusunu duyabilmek için derin nefesler almaz misiniz? O’na ait bir kazagi, tisörtü dakikalarca koklamaz misiniz? Sevgilinizin kokusunu duymak; mutlu anlarinizi tekrar yasatir, dalip gidersiniz… Ayni etkinin sevgiliniz için de geçerli oldugunu biliyor musunuz?
Geçmis zamanlarda sevgiliye özel mektuplar yazilirdi.
Kadinlar; mektubun kendisinden geldigini belirtmek ve kokusunu duyurmak için zarfin içine birkaç damla parfüm sikardi. Bu, öylesine geleneksel »
Önemli Olan Dostluk!
22 Ağustos 2010, Pazar
Yillar önce hastanede çalisirken, agir hasta bir kiz getirdiler. Tek yasam sansi bes yasindaki kardesinden acil kan nakli idi. Küçük oglan ayni hastaliktan mucizevi sekilde kurtulmus ve kaninda o hastaligin mikroplarini yok eden bagisiklik olusmustu.
Doktor durumu bes yasindaki oglana anlatti ve ablasina kan verip vermeyecegini sordu. Küçük çocuk bir an duraksadi. Sonra derin bir nefes aldi ve
- “Eger kurtulacaksa, veririm kanimi” dedi.
Kan nakli ilerken, ablasinin gözlerinin içine bakiyor ve gülümsüyordu. »
Yılan ve Oduncu
22 Ağustos 2010, Pazar
Zamanın birinde bir oduncu, ormanda odun keserken çalı arasında bir yılana rastlamis. Elindeki baltayı kaldırıp yılanın başını vurmak üzereyken bir an göz göze gelmiş. Yaradana olan aşkı yılan bile olsa yaratılana yansımış ve yılanı vurmaya kıyamamış. Yılan da duygulanmış, dile gelmiş. Ey insanoğlu, sen bana kıyamadın, ben de sana bir iyilik edeceğim demiş.
Bir kör kuyuya dalmış ve kaybolmuş. Biraz sonra ağzında bir altın lira ile dönmüş ve oduncuya uzatmış. “Bundan böyle ömür boyu sana her gün bir altın lira vereceğim.” Oduncu altını bozdurmuş ve evinde o gün şenlik olmuş. Hiç kimseye olan biteni anlatmamış, ailesi dahil. Herkes sadece oduncunun çok çalıştığı için durumunun düzeldiğini zannetmiş.
Yıllar boyu her gün o kör kuyunun başına gitmiş, yılan ile bulusmuş ve altınını almış. Gel zaman git zaman, oduncu ağır hastalanmış. Kuyunun başına gidemez olmuş. Bir kaç gün geçince bolluğa alışmış evinde darlık başlamış. Oduncu oğlunu yanına çağırmış ve yılanın sırrını anlatmış. »
