18 Mayıs 2012 | Cuma

Cemil Meriç Sözleri

23 Aralık 2011, Cuma ¤ Güzel Sözler

Birbirini bütün tedaileriyle karşılayan iki kelimeye ne aynı dilde rastlarsınız ne iki ayrı dilde.

Düşünce şüpheyle başlar. Düşünce, tezatlarıyla bütündür. Zıt fikirlere kulaklarımızı tıkamak, kendimizi hataya mahkûm etmek değil midir.

Düşünceye câzip ve parlak bir biçim vermek küçültür düşünceyi. Büyük yazar içinden gelen sesi olduğu gibi haykırandır. Kelimeleri kullanırken avamın hoşuna gidip gitmeyeceğini düşünmez.

Kelime : Senin yıldızların kelimeler, söyle raksetsinler, alev saçlarıyla sonsuz bahçesinde hayallerinin.Kelime ormanda uyuyan dilber; şair uzaklardan gelen şehzade.Öyle seveceksin ki kelimeleri, sana yetecekler.Yıldızlar tanrı’ya yetmiş mi? Kelimeler benim sudaki gölgem, okşayamam onları, öpemem. Bir davet olarak güzel kelime ve muhterem. Gönülden gönüle köprü, asırdan asıra merdiven. Kelime kendimi seyrettiğim dere. Kelime sonsuz, kelime adem.

Kronoloji: aptalların tarihi.

İrfan, düşüncenin bütün kutuplarını kucaklayan bir kelime.

Kültür, homo ekonomikus’un kanlı fetihlerini gizlemeye çalışan birer şal.

Avrupa tarihi, bir sınıf kavgası tarihidir.

Raskolnikov sarsıntı geçiren bir toplumda yapayalnızdır. Dosto gibi

Belki de medeniyet uyuyor ve zaman zaman rüya görüyor.

Şiir ne bir teşrih masasıdır, ne bir teşhir çarmıhı.

Hapishane, maskelerin çıkarıldığı yerdir.

Kahramanlık, hatada ısrar etmemektir.

Her kavganın ezelî mazereti: Son kavga olmak.

Tarihin mimarı: isyan, kadere, zamana, insana.

Kamus, bir milletin hafızası, yani kendisi; heyecanıyla, hassasiyetiyle, şuuruyla.

Dahi, münzevi bir yıldız; anasız doğan çocuk, anasız doğan ve zürriyetsiz ölen. Zirveden zirveye akseden şarkı.

Tarihimiz, mührü sökülmemiş bir hazine.

Murdar bir halden muhteşem bir maziye kanatlanıp uçmak gericilikse, her namuslu insan gericidir.

Her toplum bir kitaba dayanır: Ramayana, Neşideler Neşidesi veya Kur’an: Senin kitabın hangisi?

Güneş ülkeleri aydınlatır, sözler milleti.

Okumak, iki ruh arasında âşıkane bir mülâkattır.

Her büyük adam kucağında yaşadığı cemiyetin üvey evladıdır.

Ulu çamlar fırtınalı diyarlarda yetişir.

Hiçbir zafer umulanı getirmez, hiçbir bozgun mutlak değildir.

Biterek ölmek güzel şey, başlamadan ölmek korkunç.

Bilgi, sonu gelmeyecek olan bir fetihtir.

Olgunlaşmak kalbin daha hassas, kanın daha sıcak, zekânın daha işlek, ruhun daha huzurlu olması demek.

Yaşayanları yöneten ölülerdir. Demek ki öldürülmesi gereken ölüler de var.

Sevgi garip bir yangın. Yaşaması için büyümesi gerek. O yangına herşeyini atacaksın; zamanını, gururunu, dehanı..!

Çatışmasız toplum beraber otlayan, beraber geviş getiren adsız bir sürü.

Gerçek hükümdarlar, ebedi hükümrandırlar. Hazineleri yağma edildikçe zenginleşirler.

Nereye gidersen git, bulacağın aydınlık, zihninin aydınlığı kadar olacaktır.

O kadar yalnızdım ki karanlıklardan İblis’in eli uzansa minnetle sıkardım.

Tabular tabular! Her adımda şuura dur emrini veren bir jandarma neferi. Her kapının arkasında, elinde bıçak, bekleyen bir harem ağası. Düşünme! Düşüneni iftiranın ve sefaletin lağımında boğduktan sonra ellerimizi yıkayıp, efendim bizde filozof yetişmiyor diye ah u vahlar.

Yemin ederim ki, dünyanın bütün toprakları bir tek insanın kanını akıtmaya değmez.

Aydın olmak için önce insan olmak lâzım. İnsan mukaddesi olandır. İnsan hırlaşmaz, konuşur, maruz kalmaz, seçer . Aydın kendi kafasıyla düşünen, kendi gönlüyle hisseden kişi. Aydını yapan; ‘uyanık bir şuur, tetikte bir dikkat ve hakikatın bütününü kucaklamaya çalışan bir tecessüs…

Ormanı görmedin… Ağacı görmedin… Rüzgârın önüne savurduğu birkaç kuru yaprağı insan zekasının bütünü sanıyorsun…

Vakit geçmiyor diye şikayet ederiz. Neyin geçmesini istiyoruz? Hayatın. Ve hepimiz ölümden korkarız.

İnsanlar hür doğarlar, eşit haklara sahiptirler; hiçbir hülya bana bu kadar çocuksu, bu kadar anlamdan yoksun gelmemiştir.

Düşünce şüpheyle başlar. Düşünce, tezatlarıyla bütündür. Zıt fikirlere kulaklarımızı tıkamak, kendimizi hataya mahkûm etmek değil midir?

Yığın düşünmez, maruz kalır.

Sağ ve sol: Anladım ki bu iki kelime, aynı anlayışsızlığın, aynı kinlerin, aynı cehaletin ifadesidir.

Hayat herkesin yaşadığı, kimsenin yaşamaktan hoşlanmadığı komedya.

İnsanlık daima kötü oyuncaklar peşinde koşan bir çocuk.

Deha tabiatın en tehlikeli armağanı.

Kitaptan değil, kitapsızlıktan korkmalıyız.

Kendini tanımak, marifetlerin marifeti.

İdeolojiler, uçurumları aydınlatan hırsız fenerleri.

Vatanlarını yaşanmaz bulanlar, vatanlarını yaşanmaz”laştıranlardır.

Cinayete ses çıkarmayan caninin suç ortağıdır.

Bir ideal için ipe çekilmek, ölümlerin en güzelidir.

Acıları dev aynasında büyüten rezil bir hassasiyetim var.

Her çağ kendi kelimelerini söyletmiş kelimeye; her demagog kendi yalanlarını.

Bu çökmeye hazır medeniyet üç sütün üzerinde duruyor; süngü, açlık, fuhuş.

Meçhule açılan bir kapıdır kitap. Meçhule, yani masala, esrara, sonsuza.

Duygunun asaleti, kuvvet ve isabetindedir.

Tarihi yaratan, fertle yığın arasındaki anlaşmazlık.

Din, Avrupa için bir afyondur, bütün ideolojiler gibi.

Hafızaya çakıl taşı gibi saplanan bilgi kırıntılarına yeni bir ad bulduk: kültür.

Sol ve sağ… çılgın sevgilerin ve şuursuz kinlerin emzirdiği iki ifrit.

 

Yorumlar