Ne Faust, ne Don Kişot birbirini yenmek için yaratılmamışlardır; ve sanat dünyaya kötülük etmek için icat edilmemiştir.
Sanatçılar yaşamdan yanadırlar ölümden yana değil.
Sanatçı yalanla ve kötülükle uzlaşamaz.
Sanatçı tanımı gereği, bugün tarihi yapanların buyruğuna girmez.
Sanat, sanatçıyı insanlardan ayrılmamaya zorlar.
Sanat zorbalığa karşıdır.
Sanat hem bir coşma, hem de bir yadsıma işidir.
Mutluluk şansı olmasaydı, adaletin hali ne olurdu.
İnsan, kendi kendisinden saklamaya çalıştığı yanını sevmez.
İnsan, kendisine bir mânâ vermeye çalışan tek mahlûktur.
İnsanın eninde sonunda alışamayacağı bir düşünce yoktur.
İnsan ne ise, o olmayı reddeden tek yaratıktır.
Felsefe, utanmazlığın çağdaş biçimidir.
Evrenimin gizi: İnsandaki ölümsüzlük isteğine kapılmadan Tanrı’yı düşlemek.
Sanat bence en büyük sayıda insanı ortak acılar ve sevinçlerle coşturacak görüntüleri, biçimleri bulmaktır.
Polemik yüzünden çoğumuzun gözünü perdeler bürümüş, artık insanlar arasında değil bir gölgeler dünyasında yaşıyoruz.
Özgürlük gelecek umudu değildir. O, şu ‘an’adır ve insanlarla ve şu andaki dünyayla uyumludur.
Bilirsiniz ki;en zeki insanlar bile yanındakinden bir şişe fazla devirmekten şeref duyarlar.
Bazılarının, sadece normal olmak için ne büyük çaba sarf ettiğini kimse fark etmiyor.
Bütün büyük olayların, büyük düşüncelerin önemsiz bir başlangıcı vardır.
Bir adam karısına arabasının kapısını acıyorsa emin olabilirsiniz: Ya arabası yenidir, ya da karısı.
Basın özgürlüğü belki de özgürlük düşüncesinin giderek aşağılanmasından en çok acı çekmiş özgürlüktür.
Ağın ilmiklerine takılmış bir balık gibi çırpınıyorum.
Sevmenin sınırı olamaz.
İnsan hiçbir zaman tamamıyla mutsuz olmaz.
Hiçbir sanatçı gerçekten vazgeçmez.
İnsan kendisi için gerçek ve mutlak olan mutluluğa yaşamı boyunca yalnız bir kez erişir ve geri kalan tüm yaşamını bu mutluluğa tekrar ulaşmaya adar.
Evren insan için uyumsuzdur ve bilinemez.
Bugün annem öldü, veya dün, tam hatırlamıyorum.
Bugün karım öldü fakat neyse ki masamın üstü beni oyalayacak bir sürü evrakla dolu.
Ahlaka dair ne biliyorsam bunu futbola borçluyum. Çünkü top hiçbir zaman beklediğim köşeden gelmedi.
İnsanlar ileri sürdüğünüz nedenlere, içtenliğinize, çektiğiniz acıların ağırlığına ancak siz öldükten sonra inanırlar. Yaşadığınız sürece durumunuz şüphelidir, çok çok sizden şüphe ederler, bu kadarına hak kazanabilirsiniz.
Günü gününe kadınlar, günü gününe erdem ya da erdemsizlik, günü gününe, köpekler gibi, ama her gün sağlamca yerinde duran kendim. Böylece yaşamın yüzeyinde ilerliyordum, sözcükler içinde, hiçbir zaman gerçek içinde değil. Tam okunmamış o kitaplar, tam sevilmemiş o dostlar, tam gezilmemiş o kentler, tam sarılmamış o kadınar!
Eğer tanrı olmasaydı, bir insan aziz olabilir miydi; bu benim bugün bildiğim tek samimi problemdir.
Zamanımdan ayrılamayacağımı anlayınca, onunla birleşmeye karar verdim.
Yaşamak kendi başına bir değer yargısıdır. Nefes almak ise; yargılamaktır.
Yaşama umutsuzluğu yoksa yaşama aşkı da yoktur.
Yaratıcı olarak ölümün kendisine hayat verdim. Ölmeden önce yaptığım şey bu.
Ölüm korkusunu aşmadıkça insan için özgürlük yoktur. Ama intihar ile değil. Bu korkuyu aşmak için kendini bırkmamak gerekir. Hiç burukluk duymadan, korkmadan ölebilmeli.
Ölüm bir istatistik ve devlet işi oldu mu, dünya işleri artık iyi gitmiyor demektir.
Sanatçı başkalarının katlandığı acıları uyuşturmasın içinde.
Yabancı saçmanın karşısındaki insanın çıplaklığını gösterir.
Politika ve sanat dünyanın düzensizlikleri karşısında başkaldırmanın iki ayrı yüzüdür.
Politika için yaratılmadım. Çünkü hasmın ölümünü istemekten ya da kabul etmekten acizim.
Yirminci yüzyılımız korku çağıdır. Diyeceksiniz ki korku bir bilim değildir, ama bu korkuda bilimin payı var.
Huzur, suskunluk içinde sevmek olabilirdi. Ama bilinç ve insan var; konuşmak gerekiyor. Sevmek cehenneme dönüşüyor.
Aşk, akıllı aptal demeden tüm insanlara bulaşan bir hastalıktır.
Büyük olmanın yolu da, deha gibi çalışma ve alınterinden geçer.
Kimi durumlarda neler düşündüğü konusunda bir soruya kişinin ‘hiç’ yanıtını vermesi bir yapmacık olabilir. Sevilen yaratıklar bunu iyi bilirler. İnsan düşüncesinin bir anlam taşıyabilecek biricik tarihini yazmak gerekseydi, yapılacak şey birbirini kovalayan pişmanlıklarının ve güçsüzlüklerinin tarihini yazmak olurdu. Yaşama nedeni denilen şey, aynı zamanda çok güzel bir ölme nedenidir de.
Çağdaş siyasi toplum, insanları mutsuzluğa düşürme makinesidir.
Yazılan her şey yaşanamaz, ama insan bunu yapmayı deneyebilir.
Dostlarım, şimdi ben size büyük bir şey söyleyeceğim. Sakın kıyametin kopmasını beklemeyin, o hergün kopmaktadır.
Resmi tarih oldum olası büyük katillerin tarihidir. Kabil, Habil’i bugün öldürmüş değil, ama bugün Kabil, Habil’i akıl uğruna öldürüyor ve onur madalyası istiyor.
Dünya aydınlık olsaydı, sanat olmazdı.
Yazarlık sanatı korunması güç olan şu iki ödeve bağlı kalacaktır; bile bile yalan söylememek ve insanın insanı ezmesine karşı koymak.
Yazar, sanatını büyük yapan şu iki görevi yüklenmelidir; gerçeği ve özgürlüğü.
Bir yazarım. Ben değil kalemim düşünür, anımsar ya da kuşatır.
Ateşten ve yiyecekten yoksun bir insan için özgürlük, hiç de acelesi olmayan bir lükstür.
Bir yapıtın kalbinde, orası karanlık bile olsa sönmeyen bir güneş parlar.
Aşılmaz bir duvarın önünde yaşamak köpekçe yaşamaktır.
Başardığımız her iş bizi köleleştirir, çünkü daha iyisini yapmaya zorlar.
Bir insan söyledikleri kadar söylemedikleri ile de insanlaşır.
Adalet olmadan düzen olmaz.
Bu dünyada en büyük suç, insanların taşıdıklarından kaçmak değilse nedir?
Alçalmak, yükselmekten çok daha kolaydır.
Sözün gelişi ‘dostlarım’ diyorum, dostum yok artık, sadece suç ortaklarım var. Onların da sayısı pek çoğaldı, bütün insanlar suç ortağım benim. En başta da siz geliyorsunuz. Kim yanımdaysa birinci odur.
Ben umutsuzluğu ve bu dertli dünyayı kabul etmeyerek, insanların birleşmesini ve kötü yazgılarına karşı savaşmalarını istiyordum.
Benim uğraşım, kitaplarımı yazmak, insanlarım ve halkım tehdit edildiğinde savaşmaktır. Hepsi bu.
Bir kalıp düşünceyi işlemek, bir incelik üzerinde durmaktan çok daha kolaydır.
Benim için kalıp düşünceyi seçtiler: Ben de saçma oldum kaldım.

Yorumlar