18 Mayıs 2012 | Cuma

Abdülkadir Geylani Sözleri

22 Aralık 2011, Perşembe ¤ Güzel Sözler

Sâlihlerden birisine “Neyi arzu ediyorsun?” diye sorulduğunda, “Arzu etmemeyi arzu ediyorum.” diye cevap verdi.

Sûfîlerin yolculukları Hakk’a kurbiyet ülkesinde son bulur.

Yolculuk, kalbin yolculuğudur. Vuslat, sırların vuslatıdır.

Allah’ın muhabbetinde samimi olan, ne ayıp işitir, ne de kulağına

Sûfîler ahirete göre akıllı, dünyaya göre delidirler.

Hakk’ı bulursan eşyayı ondan görürsün. Ne düşmanın kalır, ne üzerinde hakkın olan biri.

Teslim ol, rahat bul.

Nefsine hiçbir hâli ve makamı nispet etme!

Kazayı engelleyen dua, yine kazayı önlemesi mukadder olan duadır.

Herşeyde O’nun isimlerinden bir isim mevcuttur, herşeyin ismi O’nun ismindendir.

Faydayı ve zararı Allah’ın dışındakilerden bilenler Allah’ın kulu değildir.

Tövbe, yönetim değişikliğidir.

Sûfîlerden biri demiş ki: “İnsanlar hakkında Allah’a uy, Allah hakkında insanlara uyma!”

O’nun uğrunda mücahede edene O hidayet yollarını gösterir.

Veliliğin şartı gizlenmek, nebiliğin şartı açıklamaktır.

Nasibin olanı kaybetmezsin, onu senden başkası yiyemez. O başkasının nasibi olmaz. Nasibini ona hırs göstermekle elde edemezsin.

Günahların kötü bir kokusu vardır. Allah’ın nuru ile bakanlar bunu anlar, fakat halktan gizler, onları rezil etmezler.

Akıllı kimse ölümü düşünen ve kaderin getirdiğine razı olandır.

Allah Teâlâ rızıkların taksimini bitirmiştir. Rızıkta zerre miktarı artma ve eksilme olmayacaktır.

Dünya herkesi boğacak kadar engin bir denizdir.

Şöyle denilmiştir: “Şeriatın şahitlik etmediği her hakikat zındıklıktır.”

Allah’ı tanıyan O’nu sever. O’nu seven O’na uyar.

Zâhid olan kalptir, ceset değil.

İlim kılıç, amel el gibidir. El olmadan kılıç kesmez. Kılıç olmadan da el kesmez.

Kur’an’ın iki yönü vardır: O’nun elinde olan yönü, bizim elimizde olan yönü.

Belâlar kula Cenab-ı Hakk’ın kapısını çalmayı öğretir.

Derdi de yaratan O’dur, devayı da. O kendisini öğretmek için belâya mübtela kılar. Böylece hem belâ verebileceğini, hem de bunu kaldırabileceğini gösterir.

Rabbinizin kereminden dileyin, icabet etse de etmese de O’ndan isteyin. Çünkü O’ndan istemek ibadettir.

O’nu tanısaydınız, O’nun önünde dilleriniz lâl kesilirdi; kalpleriniz ve diğer uzuvlarınız her halinde edepli olurdu.

Sûfîler Allah Teâlâ’nın Kendisinden başka bir şey istemezler. Onlar nimeti değil, nimet bahşedeni, halkı değil Hâlık’ı isterler.

Sevenle sevmeyen rıza halinde değil, hoşnutsuzluk halinde belli olur.

Marifet ve ilim, öz ile kabuğu birbirinden ayırır.

İnsanların çoğunun helaki, küçük günahları sebebiyledir.

İlim öyle bir şeydir ki sen bütün varlığını ona adadığın zaman o sana ancak bir parçasını verir.

Bilgi hayat, bilgisizlik ölümdür.

Bu ilim [tasavvuf ilmi], kitap sayfalarından değil, Allah erlerinin ağzından alınır.

Dünya hikmettir, ahiret ise kudret. Hikmet alet ve sebeplere ihtiyaç duyar, kudret ise duymaz.

Mümin dünyada, zâhid ahirette gariptir. Ârif ise Allah’ın dışındaki her yerde gariptir.

Dünya nefslerin, ahiret kalplerin, Allah ise sırların sevgilisidir.

Bu işin başı Allah’tan başka tanrı olmadığına şehadet etmek, son noktası ise bütün nesneler ve davranışların birbirinin aynı olmasıdır.

 

Yorumlar